Bir Okul Değil Sanki Başka Bir Dünya: DOE040 Demokratik Okulu

DOE040 Demokratik Okulu Nedir?

“Öğrenmeme engel olan tek şey aldığım eğitimdir.”
Albert Einstein

DOE040 Demokratik Okulu’nu gezerken bu cümleyi aklımdan çıkaramadım çünkü burası, kafamızda yer eden “okul nasıl olmalı?” fikrini tamamen altüst eden bir yer.

Daha ilk dakikada şaşkınlık başladı. Tiyatro salonunda, sahnenin bir köşesine kurulmuş bir DJ kabini ve orada müzik yapan bir öğrenci… Kimsenin “Ders var, bunu sonra yap” demediği, çocuğun özgürce deneme yapabildiği bir alan.

Bahçeye çıktığımda ise bir an durup etrafa baktım. Çocukların kendi ekip biçtiği bir bahçe, tavuklar, horozlar, domuzlar ve ışıklarıyla akşamları masal gibi görünen sıcak bir kış bahçesi… Bir okuldan çok, küçük bir kış tatil köyünde gibiydim.

Her yerde hissedilen o huzur, özgürlük ve güven duygusu beni gerçekten etkiledi. İçimden sık sık,
“Keşke ben de böyle bir okulda okusaydım ” diye geçirdim. Kim bilir, insanın kişiliği, özgüveni, hayata bakışı nasıl şekillenirdi?

Elbette Bornova Anadolu Lisesi benim için hâlâ çok özel; hayatımdaki yeri ayrı ama DOE040 bana okulun sadece sınavlardan ve notlardan ibaret olmadığını; çocuklara keşfetme, deneme ve yeniden deneme alanı tanıyan bambaşka bir eğitim dünyasının da mümkün olduğunu gösterdi.

Ziyaretim sırasında okulun yöneticisi Jacqueline van Ewijk ile uzun ve oldukça ilham verici bir sohbet etme fırsatı buldum. Bir de okulun tek Türk öğrencisiyle tanıştım; bana burada kendini çok özgür hissettiğini, ileride tasarımcı olmak istediğini ve öğretmenlerinin bu hayalini yürekten desteklediğini anlattı. Onu dinlerken ne kadar görüldüğünü ve önemsendiğini hissettiği çok netti. DOE040’un çocuklara yalnızca alan değil, aynı zamanda büyük bir güven verdiği her hâlinden anlaşılıyordu.

Tüm bu deneyimlerin ardından, okulun felsefesini ve yaklaşımını daha yakından anlamak için Jacqueline’e merak ettiğim soruları sordum.

Jacqueline van Ewijk ile Röportaj: Çocuğun Potansiyeline Güvenmek

Bu okulun çıkış hikâyesi ne? Nerede ‘burada bir boşluk var’ dediniz?

Ben okulun fikir annesiyim; bunun nedeni de çocuklarımın okulda gerçekten çok zorlanıyor olmasıydı. İkisi de üstün zekâlı ama öğrenme biçimleri okulda hiç görülmüyordu. Farklı bir öğrenme ve iletişim tarzları vardı ve bu, Hollanda’daki okulların genelde çalışma şekliyle uyuşmuyordu.

Kendi inisiyatifini kullanma, kendi seçimini yapma, eşitlik, keyif ve verimlilik… Bunlar, çocuklarımın okulda çok eksikliğini hissettiği şeylerdi. Çevreme baktığımda, eğitimde aynı şekilde sıkışan daha fazla çocuk gördüm. Bu durumda çocuk “problemli” olarak görülüyor.

Çocuk bir problem değildir, çocuğun bir problemi vardır

Bizim bakış açımız şu: Çocuk bir problem değildir, çocuğun bir problemi vardır. Her çocuğun okula gidebilmesini ve elinden geldiğince iyi şekilde gelişebilmesini sağlamak bizim görevimiz. Bazı çocukların büyüyüp gelişebilmek için özgürlüğe ve güvene ihtiyacı var. Elbette özgürlük, “sınırsızlık” değildir; özgürlüğün içinde (sorumluluk almayı) öğrenmek de vardı

Burada bir gün nasıl geçiyor?

Bu, her çocuk için farklı. Her öğrenci gününe kendi şekil verebiliyor; sabit gruplar, sınıflar ya da belirlenmiş bir ders programı yok.

Herkes, okulun bütünü içinde kendi yapısını tasarlıyor. Biz iki odayı yaş grubuna göre düzenledik: 4–5 yaş için bir oyun odası, 6–9 yaş için bir keşif odası var.

Bunun dışında bir müzik odası, tiyatro salonu, mutfak, spor salonu, atölye, ofis, çalışma alanı, fen (science) odası ve bir de çiftlik alanımız bulunuyor.

Zil, ödev, sınavlar… Hangi şeyler yok?

Sabit bir ders programımız olmadığı için zil yok. Ödevi, ancak kendin istersen yapıyorsun. Örneğin okulda oynamayı tercih ediyorsan ve evde dil, matematik veya başka ilgi alanlarında çalışmak istiyorsan…

Sınavları da, ancak kendin ihtiyaç duyarsan oluyorsun; mesela bir sınava hazırlanmak için ya da geleneksel bir ortaokula geçiş yaparken.

Okulda ceza sistemi yok ama davranışın elbette sonuçları olabiliyor. Diyelim ki bir şeyi kırdın; o zaman birlikte oturup bunun tamir edilip edilemeyeceğini ya da değiştirilmesi gerekip gerekmediğini ve bunu nasıl yapacağımızı konuşuyoruz.

Eşit değiliz ama eşit değerdeyiz.

Yetişkinlerde bir güç var ama sosyokrasi sayesinde eşitlikten söz ediyoruz; burada vurguladığımız şey şu: Eşit değiliz ama eşit değerdeyiz. Gerçek bir demokraside olması gerektiği gibi “her ses geçerlidir”, çocuklarınki de.

Ayrı bir öğretmenler odası yok, ayrı tuvaletler de yok. Okuldaki her şeyi birlikte paylaşıyoruz

Notlar yoksa, karnede ne yazıyor?

Bizim karnemiz yok. Bunun yerine bir öğrenci takip sistemimiz var.

Bu sistemin içinde SLO’nun (Hollanda resmi müfredatının) programı yer alıyor ve yılda en az bir kez, orada öğrencinin kazandığı bilgi ve becerileri işaretliyoruz.

Yine yılda en az bir kez, veliler ve öğrenciyle birlikte, çocuğun gelişimi ve ilerleyebilmesi için neler gerektiği üzerine “görüş oluşturma” odaklı bir toplantı yapıyoruz.

Veliler ve öğrenciler bu sisteme tam erişime sahipler.

Düzenli (klasik) eğitimden gelen çocuklarda en sık hangi değişikliği görüyorsunuz?

Öncelikle yeniden rahatladıklarını görüyoruz. Neşeleniyorlar, çok daha fazla oyun oynamaya başlıyorlar ve kim oldukları konusunda tekrar güven kazanıyorlar.

Gerçekten nelerden hoşlandıklarını ve nelerde iyi olduklarını keşfetmeye başlıyorlar. Hedefi bir süreliğine bırakmaya ve günün içinde, o anın içinde yaşamaya cesaret ediyorlar. Bu süreç bazen biraz zaman alabiliyor ve biz buna “ontscholen” diyoruz; yani “okullaşmanın etkilerinden sıyrılma / yeniden okulsuzlaşma” dönemi.

Çocukların, başkalarının artık onlar için hedefler koymadığı fikrine alışması gerekiyor. “Peki o zaman bir şeyi ‘doğru’ yapıp yapmadığımı nasıl bileceğim?” sorusu doğuyor.

Yetişkinlerle, karşılıklı saygıya dayalı, güvenli ve iyi bir ilişki yeniden kuruluyor

Çok dilli ya da yeni gelen çocuklar için neleri farklı yapıyorsunuz?

Okula yeni gelen her çocuğun kendini hoş karşılanmış hissetmesini sağlıyoruz. Çocuğun dili konuşup konuşmaması fark etmiyor.

Oynamak için dil bir ön şart değildir. Oyun, koşulsuzdur ve herkes için ulaşılabilirdir. Bu yüzden, dili bilmesen de gruba tamamen dahilsin.

Zorunlu dil dersleri ya da bu konuda konmuş şartlar yok.

Bu ülkede kalmak istiyorsan, Hollandaca bilmenin bir noktada güzel ve faydalı olduğunu çocuğun kendisinin deneyimleyeceği bir an geleceğine inanıyoruz.

Kendi yolunu kendin bulabilirsin ya da yardım isteyebilirsin. Biz de senin isteklerine ve öğrenme biçimine en uygun olanı birlikte buluyoruz.

Hollanda eğitiminde tek bir şeyi değiştirme şansınız olsaydı, bu ne olurdu?

Bizim gibi okulların da, şu an özel okul olarak sahip olduğumuz teftiş (denetim) çerçevesi korunarak devlet tarafından finanse edilmesini isterdim.

Biz eğitim alanında belli bir problemi açıkça çözüyoruz ve bir ihtiyacı karşılıyoruz. Öğrencilerimizin neredeyse hepsi, okuldan olumlu şekilde ayrılıyor.

Bence, vergi ödeyen velilerin bize ayrıca bir de ücret ödemek zorunda kalması utanç verici.

Çocuk haklarına ilişkin uluslararası belgelerde, devlet ve ebeveynlerin çocuklara ücretsiz ve erişilebilir eğitim sunmakla yükümlü olduğu yazıyor (buradaki “ücretsiz”, ebeveynler ve çocuk için masrafsız olması anlamında)

DOE040’un büyük hayali nedir: daha çok öğrenci, daha çok okul mu, yoksa daha çok etki mi?

Her çocuğa, her ebeveyne ve her öğretmene, DOE gibi bir okulu seçebilme imkânını vermek isterim. Bu, finansal engel olmadan yapılabilecek, eşit değerde bir seçenek olmalı.

Eğer finanse edilsek, çok daha fazla okul olacağını düşünüyorum. Şu anda yaklaşık 100 öğrencilik bir bekleme listemiz var ve ikinci bir şube açmayı çok isteriz.

Şimdi ise çocuklar çoğu zaman okula gelmek için uzun mesafeler kat etmek zorundalar, bu da ek maliyetler demek.

DOE040’tan ayrıldıktan sonra bir öğrencinin yolu nasıl devam ediyor?

Aslında diğer okullardaki öğrencilerin sahip olduğu tüm yollar burada da açık. Tek fark, seçeneklerin daha çeşitli olması.

Herkesin mecburen diploma almak zorunda olması yerine, MBO’ya geçebilirsin; 18 yaşından itibaren diplomasız şekilde Açık Üniversite’ye başlayabilirsin; 21+ sınavıyla HBO’ya veya üniversiteye girebilirsin.

İstersen çalışmaya başlayabilir veya seyahat edebilirsin.

Bizim için önemli olan şu: Çocuk kendi hayatının sahibi. Biz de onun seçtiği yolda destekçi ve kolaylaştırıcı oluyoruz.

Elbette diplomasını alan çocuklar da var; onlar da devlet sınavı yolunu kullanıyorlar.

2024 yılında, 12 Demokratik Okuldan 80 eski öğrencinin yer aldığı 69 röportajdan oluşan bir kitap yazdık. Bu kitapta öğrenciler, okulun onlara neler kattığını ve mezun olduktan sonra nasıl yollar izlediklerini anlatıyor. Kitap ulusal siteden sipariş edilebiliyor.

Özgürlüğün Yanında Olmak

DOE040’ta geçirdiğim birkaç saat bana çok temel bir şeyi yeniden hatırlattı:
Özgürlük, çocuğu kendi hâline bırakmak değildir.

Özgürlük;

  • Onu bir kalıba sıkıştırmamak,
  • Kendi yolunu bulabilmesi için alan açmak,
  • Ve o yolu yürürken sessizce, ama kararlılıkla yanında durmaktır.

Belki de Einstein’ın sözü tam burada gerçek anlamını buluyor. Çünkü bazen öğrenmenin önündeki engel çocuklar değil; onları belli kalıplara sığdırmaya çalışan eğitim anlayışı oluyor.

DOE040’ta gördüklerim bana şunu düşündürdü:
Eğer çocuklara gerçekten güvenirsek, onlar zaten öğrenmenin yolunu buluyorlar.

Belki de yapmamız gereken tek şey, o yolu yürürken onlara eşlik etmek.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *