Read the original interview in English here
Sürekli yorgun hissetmek, uyumakta zorlanmak ya da kendimize iyi bakmaya çalışmamıza rağmen neden iyi hissetmediğimizi sorgulamak. Bedenimizin bize gönderdiği sinyalleri ne kadar iyi anlıyoruz?
Peki, günlük alışkanlıklarımız, stres düzeyimiz ve yaşam koşullarımız sağlığımızı nasıl etkiliyor? Başka bir ülkeye göç edenler için yeni bir hayat kurmak, her zaman kolay fark edilmeyen ek zorlukları da beraberinde getirebiliyor.
Klinik alanda 16 yıl, medikal teknoloji ve sağlık inovasyonu alanında ise 20 yılı aşkın deneyime sahip Kirstin Jattke ile epigenetik, yaşam tarzı, stres, beslenme ve hipnoz üzerine konuştuk. Jattke, sağlığımızı anlamak için tek tek belirtilerin ötesine geçmemiz ve hayatımızın bütününe bakmamız gerektiğini anlatıyor.
1. Bazen bir sorunun cevabını ararken kendimizi bambaşka bir yolculuğun içinde buluruz. Sizin yolculuğunuz nasıl başladı?
Klinik ortamlarda ve medikal teknoloji alanında yıllarca çalıştıktan sonra epigenetik, mikro besinler ve hipnozu bir araya getiren bir yaklaşım geliştirdiniz. Sizi bu noktaya getiren neydi? Sağlığa bakışınızı değiştiren özel bir deneyim yaşadınız mı?
Kirstin Jattke: Medikal teknoloji sektörüne geçmeden önce klinik alanda 16 yıl çalıştım. Daha sonra Siemens Healthineers ve Philips’in de aralarında bulunduğu şirketlerde, sağlık alanındaki yenilikler üzerine 20 yılı aşkın süre görev yaptım.
Çalışmalarım her zaman teknoloji ve bilimin sağlık hizmetlerini nasıl geliştirebileceğini anlamaya odaklanıyordu.
Ancak zamanla başka bir konu daha fazla ilgimi çekmeye başladı: Tüm bu verilerin arkasındaki birey, yani insanın kendisi.
Günümüzde son derece gelişmiş tanı teknolojilerine sahibiz. Buna rağmen bir insanın günlük yaşamında kendisini daha iyi hissetmesine neyin yardımcı olacağını anlamak çoğu zaman çok daha karmaşık.
Bu merak beni sonunda epigenetik, mikro besinler ve hipnoz alanlarına yöneltti. İlk bakışta birbirinden oldukça farklı görünen bu alanlar, bana göre birbirini tamamlıyor. Epigenetik biyolojik yatkınlıklarımızı, mikro besinler beslenme ihtiyaçlarımızı, hipnoz ise alışkanlıklarımızı ve bilinçaltındaki örüntüleri anlamamıza yardımcı oluyor.
Bu farklı bakış açılarını kişiye özel, uygulanabilir ve bilimsel temellere dayanan bir yaklaşımla bir araya getirmek istedim. Sağlık danışmanlığı pratiğim de böyle ortaya çıktı.

Bedenimizin Sinyallerini Anlamak
2. Sabah yorgun uyanıyoruz, gün içinde enerjimiz düşüyor, geceleri uyumakta zorlanıyoruz… Birçoğumuz bu sorunları kahveyle, vitaminlerle ya da kendimize daha fazla çaba göstermemiz gerektiğini söyleyerek çözmeye çalışıyoruz. Peki, sorun sandığımız yerde değilse? Sizce bedenimizin gönderdiği sinyalleri yorumlama konusunda neden bu kadar az şey biliyoruz?
Kirstin Jattke: Bence bedenimizin sinyallerini görmezden gelme konusunda oldukça ustalaştık. Yorgunluğa rağmen kendimizi zorlamaya devam ediyor, kahveyle durumu telafi etmeye çalışıyor, kötü uykuyu kabulleniyor ve çoğu zaman stresi hayatın normal bir parçası olarak görüyoruz.
Oysa yorgunluğun, uyku sorunlarının veya enerji eksikliğinin pek çok farklı nedeni olabilir. Bazen yaşam tarzımız, bazen beslenme durumumuz, bazen hormonal değişiklikler ya da altta yatan sağlık sorunları etkili olabilir. Çoğu zaman da birden fazla faktör bir araya gelir.
Bence önemli olan, belirtileri birbirinden bağımsız değerlendirmeyi bırakmak.
Kendimize hemen “Hangi takviyeyi kullanmalıyım?” diye sormak yerine, “Nasıl hissettiğimi açıklayabilecek, hayatımda ve bedenimde neler oluyor?” diye sormayı tercih ederim.
Kişiye özel yaklaşım tam da burada başlıyor. Elbette uzun süren veya nedeni açıklanamayan belirtilerin mutlaka tıbbi açıdan değerlendirilmesi gerekir.
3. Sağlıklı yaşam sektörü devasa bir iş alanına dönüştü. Takviyeler, özel diyetler, biyolojik yaş testleri, uyku takip cihazları… Sürekli kendimizin daha iyi bir versiyonu olmamız gerektiği söyleniyor. Sizce gerçekten daha sağlıklı mı oluyoruz, yoksa sağlıklı olma çabasını da bir performans ölçütüne mi dönüştürdük?
Kirstin Jattke: Kesinlikle. Bence burada oldukça ironik bir durum var.
Sağlığımızı nasıl daha iyi hâle getirebileceğimize ilişkin bilgilerle çevriliyiz. Daha iyi uyku puanları, daha fazla takviye, daha genç bir biyolojik yaş, kusursuz beslenme… Ancak bir noktadan sonra sağlıklı olmaya çalışmak bile başlı başına stres kaynağına dönüşebiliyor.
Yanlış anlaşılmak istemem. Bilimi, veriyi ve teknolojiyi seviyorum. Meslek hayatımın büyük bölümünde bunlarla çalıştım.
Ancak daha fazla veriye sahip olmak, otomatik olarak daha sağlıklı olduğumuz anlamına gelmiyor.
Aynı durum takviyeler için de geçerli. Gerçek bir ihtiyaç olduğunda faydalı olabilirler ama daha fazla takviye kullanmak her zaman daha iyi sonuç vermez.
Benim yaklaşımım oldukça basit: Bedeninizin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlayın, bilinçli kararlar verin ve hayatınıza uyum sağlayabilecek değişikliklere odaklanın.
Sağlıklı olmak, tam zamanlı bir işe dönüşmemeli.
Yaşam Tarzımız Genlerimizin İşleyişini Etkileyebilir mi?
4. Genlerimiz, doğuştan getirdiğimiz biyolojik özelliklerin bir parçası. Ancak stresin, uykunun ve yaşam tarzının genlerimizin işleyişiyle bağlantılı olduğunu da biliyoruz. Epigenetik tam olarak neyi değiştiriyor? Genlerimiz kaderimiz değilse biyolojimiz üzerinde ne kadar etkimiz var?
Kirstin Jattke: Genlerimiz önemli, ancak hikâyenin tamamını anlatmıyorlar.
Bunu şöyle açıklamayı seviyorum: DNA’mız, doğduğumuzda beraberimizde getirdiğimiz bir kullanım kılavuzu gibi. Epigenetik ise bu talimatların nasıl kullanılacağını etkileyen mekanizmalardan biri.
Beslenme, stres, uyku ve çevremiz gibi faktörler, genlerin düzenlenmesi de dâhil olmak üzere çeşitli biyolojik süreçleri etkileyebilir.
Bu, yalnızca yaşam tarzımızı değiştirerek istediğimiz herhangi bir geni açıp kapatabileceğimiz anlamına gelmiyor. Biyoloji bundan çok daha karmaşık.
Ancak sağlığımız söz konusu olduğunda tamamen edilgen olmadığımızı gösteriyor.
Beni asıl düşündüren soru yalnızca neyi miras aldığımız değil, günlük seçimlerimizle gerçekçi olarak neleri etkileyebileceğimiz.
Her şeyi kontrol edebileceğimizi iddia etmeden de bu bakış açısını umut verici buluyorum.

5. Epigenetik testler son dönemde büyük ilgi görüyor. Ancak herkesin epigenetik test yaptırması gerekiyor mu? Diyelim ki böyle bir test yaptırmaya karar verdim. Hayatımı gerçekten değiştirebilecek ne öğrenebilirim? Anlamlı ve uygulanabilir bilgiler sunan bir testle kulağa etkileyici gelen sonuçlar üreten bir testi nasıl ayırt edebiliriz?
Kirstin Jattke: Hayır, kesinlikle herkesin böyle bir test yaptırması gerekmiyor. Bence bunun altını çizmek önemli.
Bir test kendi başına amaç hâline gelmemeli. Asıl soru, bize hangi yararlı bilgileri sağlayabileceği ve bu bilgiler doğrultusunda neyi farklı yapacağımızdır.
Öncelikle DNA varyantlarını inceleyen genetik testlerle belirli düzenleyici değişiklikleri ölçen epigenetik testleri birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bunlar aynı şey değil.
Genetik bilgiler bazı biyolojik yatkınlıklarımız hakkında fikir verebilir. Ancak bir testin ne kadar yararlı olduğu, tam olarak neyi ölçtüğüne ve elde edilen bulguların ne ölçüde bilimsel kanıtlarla desteklendiğine bağlıdır.
Bu nedenle benim çalışmam her zaman kapsamlı bir sağlık anketiyle başlıyor. Bir testin anlamlı bir katkı sağlayıp sağlayamayacağını değerlendirmeden önce kişinin belirtilerini, tıbbi geçmişini, yaşam tarzını, beslenmesini, uyku düzenini, stres düzeyini ve kişisel hedeflerini anlamak istiyorum.
Bazen bu ayrıntılı değerlendirme, üzerinde durulması gereken konuları zaten ortaya çıkarıyor. Bazen de ek testler belirli soruları daha ayrıntılı incelememize yardımcı olabiliyor.
Bana göre asıl değer, mümkün olduğunca çok veri toplamakta değil; ilgili bilgileri bir araya getirip gerçekçi ve kişiye özel önerilere dönüştürmekte.
Göç Etmenin Görünmeyen Stresi
6. Yeni bir ülkede hayat kurmak, başka bir dilde kendini ifade etmeye çalışmak, tanıdık çevreden uzaklaşmak ve her şeye yeniden başlamak… Göç, üzerimizde görünmeyen bir yük bırakabilir mi? Yeni hayatımıza alıştıktan sonra bile stres bedenimizi etkilemeye devam edebilir mi? Daha iyi hissetmek için fark etmemiz gereken, gözden kaçan yükler neler?
Kirstin Jattke: Kesinlikle. Başka bir ülkede yeni bir hayat kurmak heyecan verici ve zenginleştirici olabilir ama aynı zamanda zorlayıcıdır.
Yeni bir dil, farklı bir kültür, ilişkiler kurmak ve yeni bir çevrede kendine yer edinmek… Olumlu değişimler bile uyum sağlamayı gerektirir.
Bazen bunun ne kadar enerji gerektirdiğini küçümsüyoruz.
Stres her zaman stres olarak hissedilmez. Uykuya dalmakta zorlanma, sürekli gerginlik, yorgunluk ya da bir türlü rahatlayamama hissi şeklinde ortaya çıkabilir.
Burada önemli olan, herkesin aynı zorlukları yaşadığını varsaymak yerine kişinin içinde bulunduğu koşulları anlamak.
Bazen insanlar hayatlarını sürdürmeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye o kadar alışıyor ki üzerlerindeki baskının ne kadar arttığını fark etmiyorlar.
Bunu fark etmek, değişim için atılabilecek önemli bir ilk adım olabilir.
Hipnoz Alışkanlıklarımızı Değiştirmemize Yardımcı Olabilir mi?
7. Bazılarımız stresliyken yemek yiyor, bazılarımız sürekli telefonuna uzanıyor, bazılarımız ise zihnini susturamadığı için geceleri uyuyamıyor. Kendimize defalarca “Artık bunu yapmayacağım” diyoruz ama aynı davranışları tekrarlarken buluyoruz kendimizi. Bunun nedeni ne? Hipnoz, otomatikleşmiş alışkanlıklarımızı değiştirmemize nasıl yardımcı olabilir ve bir hipnoz seansı sırasında neler yaşanır?
Kirstin Jattke: Çünkü ne yapmamız gerektiğini bilmekle gerçekten yapmak birbirinden çok farklı şeyler!
Hepimiz mantığımızın bir şey söylediği ama davranışlarımızın başka türlü olduğu durumları biliriz. Sigara içmek, duygusal nedenlerle yemek yemek ya da gece zihnimizdeki düşünceleri susturamadan yatakta dönüp durmak buna örnek olabilir.
Zamanla pek çok davranış otomatikleşir. Kendimize yalnızca durmamızı söylemek her zaman yeterli olmaz.
Hipnozu bu kadar ilgi çekici bulmamın nedenlerinden biri de bu.
Hipnoz, kontrolü kaybetmek ya da bir başkasının zihnimizi yönetmesi anlamına gelmez. Odaklanmanın ve gevşemenin ön planda olduğu bir durumda, telkinler aracılığıyla çalışabilir ve alışık olduğumuz durumlara farklı tepkiler vermeyi keşfedebiliriz.
Seanslarımda öncelikle kişinin hedefleri ve davranış örüntüleri hakkında konuşuyoruz. Ardından hipnoz uygulamasını kişinin ihtiyaçlarına göre şekillendiriyorum.
Hipnozu sigarayı bırakma, stres, uyku sorunları ve belirli korkular gibi konularda destek amacıyla kullanıyorum.
Bu bir sihir değil ve sonuçlar kişiden kişiye değişiyor. Ancak bazı insanlar için değişimi destekleyen değerli bir yöntem olabiliyor.
Kişiye Özel Sağlık Danışmanlığı Nasıl İşliyor?
8. Birinin size “Daha iyi besleniyorum, vitaminlerimi alıyorum, hayatımı düzene sokmaya çalışıyorum ama yine de kendimi iyi hissetmiyorum” dediğini düşünün. Nereden başlarsınız? Kişinin bedenini, yaşam tarzını ve zihinsel alışkanlıklarını bir bütün olarak değerlendirip gerçekte neye ihtiyacı olduğunu nasıl anlamaya çalışıyorsunuz?
Kirstin Jattke: Önce dinliyorum.
Bu kulağa basit gelebilir ama bence yaptığım işin en önemli parçalarından biri.
Bütün resmi anlamak istiyorum. Kişi nasıl uyuyor? Günlük hayatı nasıl geçiyor? Neler yiyor? Sürekli stres altında mı? Daha önce neler denemiş?
Uygun olduğunda kişinin beslenme alışkanlıklarını, takviye kullanımını ve mevcut laboratuvar sonuçlarını da değerlendiriyorum. Bazen mikro besinlerle ilgili bir konunun daha ayrıntılı incelenmesi gerekiyor. Bazen ise asıl önemli mesele stres ya da davranışsal bir örüntü olabiliyor.
Bazı durumlarda ise başka bir adım atmadan önce belirtilerin tıbbi açıdan daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerekiyor.
Herkesin genetik teste, on farklı takviyeye ya da birden fazla hipnoz seansına ihtiyacı olduğuna inanmıyorum.
Amacım netlik sağlamak: Hangi faktörlerin önemli olabileceğini, nelerin bilimsel kanıtlarla desteklendiğini ve kişi için hangi gerçekçi adımların uygun olabileceğini anlamasına yardımcı olmak.
Hedefim, danışanların görüşmeden kendilerini biraz daha iyi anlayarak ve bundan sonra ne yapabileceklerini bilerek ayrılmaları.
Kişiye Özel Sağlık Danışmanlığının Maliyeti Ne Kadar?
9. Biraz da işin maddi boyutunu konuşalım. Epigenetik testleriniz, mikro besin danışmanlığınız ve hipnoz seanslarınız ne kadar tutuyor? Avrupa’da, özellikle Hollanda ve Almanya’da yaşayan okurlarımız için bu hizmetler sağlık sigortası kapsamında mı? Hangi hizmetler için geri ödeme alınabilir, hangilerinin ücretini kişinin kendisinin karşılaması gerekir?
Kirstin Jattke: Danışmanlıklarım kişiye özel olduğu için ücretler, kişinin gerçekte neye ihtiyaç duyduğuna bağlı olarak değişiyor.
İlk görüşme, mikro besin değerlendirmesi, genetik test sonuçlarının yorumlanması ve hipnoz seansı farklı süreler ve hazırlık süreçleri gerektiriyor.
Herhangi bir sürprizle karşılaşılmaması için hizmetin kapsamını ve ücretini önceden konuşuyorum.
Hizmetlerimin ücretleri genel olarak kişinin kendisi tarafından karşılanıyor. Almanya’da ya da Hollanda’da yaşayanlar için sigorta kapsamında geri ödeme alınabileceği varsayılmamalı. Bazı poliçeler belirli tamamlayıcı hizmetler için ödeme sağlayabilir ancak koşullar sigorta şirketine, hizmetin türüne ve hizmeti sunan kişinin niteliklerine göre değişir.
İlgilenen kişilerin öncelikle benimle iletişime geçmesini öneriyorum. Hedefleri, yaklaşımımın kendileri için uygun olup olmadığı ve sonraki adımlar ile ücretler hakkında kısaca konuşabiliriz.
İnsanların hem sağlıkları hem de paraları konusunda bilinçli kararlar vermeleri gerektiğine inanıyorum.
10. Her şeyi ölçerek, her belirtiyi araştırarak ve kendimizi sürekli geliştirmeye çalışarak sağlıklı yaşam arayışı da yorucu hâle gelebiliyor. Peki, daha sağlıklı bir hayat için gerçekten önemli olan şeyler neler? Okurlarımız yarından itibaren neleri farklı yapabilir? Kendilerinden biraz daha az şey beklemeye nerede izin verebilirler?
Kirstin Jattke: Temel konularla başlardım: iyi beslenmek, düzenli hareket etmek, yeterince uyumak ve stresi yönetmenin yollarını bulmak.
Kulağa neredeyse fazla basit geliyor, değil mi? Ancak daha karmaşık çözümler ararken çoğu zaman ihmal ettiğimiz şeyler tam da bunlar.
Bir de şunu eklerdim: Mükemmeliyetçilik yerine merak.
Nasıl hissettiğinize dikkat edin. Size neyin enerji verdiğini, neyin enerjinizi tükettiğini gözlemleyin. Artık size iyi gelmeyen alışkanlıkları sorgulayın. Ancak her öğünü, her geceki uykuyu ya da her kararı bir sağlık projesine dönüştürmeyin.
Sağlık kişiye özeldir. Bir kişi için çok iyi sonuç veren bir şey, başka biri için doğru olmayabilir.
Danışmanlık yaklaşımımın temelinde de bu düşünce var: “Sağlık kişiye özeldir. Ona giden yol da öyle.”
Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz her şeyi tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz. Bazen dışarıdan bir bakış açısı, durumu daha net görmenize yardımcı olabilir.
Kirstin Jattke hakkında
Kirstin Jattke, klinik alandaki 16 yıllık deneyiminin yanı sıra Siemens Healthineers ve Philips’in de aralarında bulunduğu şirketlerde medikal teknoloji ve sağlık inovasyonu alanında 20 yılı aşkın süre çalışmıştır. Mesleki birikimini bilimsel bilgi ve kişiye özel sağlık yaklaşımıyla birleştirmektedir.
Bugün Almanya’nın Nürnberg kentinde kişiye özel ve sistemik sağlık danışmanlığı hizmeti sunmaktadır.
Jattke, danışanlarının sağlıklarıyla ilgili bireysel sorunlarını daha iyi anlamalarına ve uygulanabilir adımlar belirlemelerine yardımcı olmak amacıyla epigenetik, mikro besin danışmanlığı ve hipnozu bir araya getirmektedir.
Danışmanlıklarını İngilizce ve Almanca dillerinde, çevrim içi ve yüz yüze sunmaktadır.
Daha fazla bilgi: www.kirstinjattke.de
Sağlık kişiye özeldir. Ona giden yol da öyle.
Röportajın orjinal İngilizce versiyonunu okumak için tıklayın.



